Una adanmış hayatlar

Değirmencilikten gelen başarı Çocukluk yıllarında un sektörüyle haşır neşir olan Tezcan Un Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Tezcan’la şirketin dünü, bugünü ve yarınını konuştuk. 3’üncü kuşak temsilcisi Haluk Tezcan, hem anne, hem de baba dedesi 1950’li yıllarda geçimini değirmencilikten sağlayan bir ailenin üyesi. Tezcan, o süreci şöyle özetledi: “Baba dedem Afyon’da, anne dedem ise Isparta’da değirmencilik yaparmış. Daha sonra baba dedem, Atatürk’ün silah arkadaşlarından biriyle Afyon’da o dönemin ilk sanayi tipi un fabrikasını kurmuş. Ancak daha sonra dedem bu ortaklıktan ayrılarak o dönem belediyeye ait atıl durumdaki un tesisini kurma yoluna gitmiş. Bir süre sonra da kendi tesisinde üretim yapmak için iki oğluyla rotalarını Konya’ya çevirir. Burada kurulan fabrikada un üretilir. Daha sonra ise amcam ve kuzenimizle Konya’daki ortaklığımızı sonlandırma kararı aldık. Amcam büyük olduğu için Konya tesisini almak istedi.”

İzmir akılda yoktu Baba merhum Yüksel Tezcan’ın İstanbul hayranı olması nedeniyle yeni yatırım için bu bölgeye ağırlık verdiklerini anlatan Haluk Tezcan, ancak burada üretimde su sıkıntısını fark ettiklerini belirterek, “Bir dostumuzun önerisiyle o dönem Bornova’da satılık olan bir un fabrikasını görmeye geldik. Ve hiç aklımızda yokken 1991’de İzmir’de yatırım kararı aldık. Tezcan Un’u kurduk. Tabii zamanla Bornova fabrikası kentin içinde kalınca, 1999’da Menemen’de yeni bir fabrika kurma kararı aldık. Bugün hem Türkiye’de, hem de yurt dışında birçok noktaya ürün gönderiyoruz. Ben çocukluk yıllarından itibaren işin içindeyim. Babamın tek oğlu olduğum için işin devamı adına yaz tatillerim fabrikada geçti. Üniversitenin ardından da resmen çalışma hayatına adım attım. Babam gibi oğlumu bu işe kanalize ettim. O da bugün 4’üncü kuşak olarak şirkette çalışıyor.”

EV HANIMLARIYLA TANIŞTI Tezcan Un olarak yıllardır endüstriyel pazarın taleplerine cevap verdiklerini ifade eden Haluk Tezcan, bir dönem bir firma için paket un ürettiklerini belirterek, şöyle devam etti: “Marka bir süre sonra bu ürünü üretmeme kararı aldı. Bizim sanayi tipi un sektöründe önemli yerimiz var. Zamanla ev tipine de girme ihtiyacı belirdi. Geçmişte deneyimimiz de olduğu için ev hanımlarıyla tanışmak adına paketli ürün grubuna girme kararı aldık. Bunun için Turgutlu’da atıl duran bir tesisi satın aldık. Ve 20 milyon liraya yakın yatırım yaptık. Ve Egem markasıyla da şubat ayında market raflarında yerimizi aldık. Çeşitli zincir marketleriyle de görüşüyoruz. Şu anda ev tipi un sektöründe 6-7 aktör var. Egem olarak 5 yıl içinde bu pazarın lideri olmak gibi hedefimiz var. Şu anda günde günlük 250 ton un üretim kapasitemiz bulunuyor.”

DJİBOUTİ’EN KORE’YE Üretimin bir kısmını ihraç ettiklerini dile getiren Haluk Tezcan, “Yaklaşık 38 ülkeye ihracatımız var. Tayland, Kore, Filipinler, Endonezya, İsrail, Zimbabve, Kenya, Djibouti, Haiti bunlardan bazıları. Ayrıca BM’lerin tedarikçisiyiz. Geçtiğimiz yıl 18 milyon dolarlık ihracat yaptık. Bu yıl ise yüzde 10’luk bir büyüme bekliyoruz” bilgisini verdi.

BİR GÜNLÜK İSRAFIN ANLAMI ÇOK BÜYÜK Haluk Tezcan, ekmek israfı konusunda da yoğun mücadele veriyor. Bakanlığın çalışmalarının yanı sıra Haluk Tezcan, özellikle çocuklara okullarda ekmek israfı yapmamaları adına bilgilendirme toplantıları organize ediyor. Tezcan, “Bugün üretimde yaşanan israfla Manisa’nın bir günlük ekmek ihtiyacı giderilebilir. Aynı şekilde bir günlük israf, ihracatımız kadar unun çöpe gitmesi gibi bir anlam taşıyor” dedi.